Rusya Çin uzlaşması ve Batı

Shape Image One
Rusya Çin uzlaşması ve Batı

Prof. Dr. Ali Serdar Erdurmaz, DPE Başkan Yrd.

Rusya’nın Ukrayna’da inisiyatif alarak, her iki ülke arasındaki sınıra yüz bine yakın Rus askerini konuşlandırması Başkan Putin’in “grand stratejisi”nin önemli bir adımı olarak görülmelidir. Putin Batı’nın ve özellikle NATO’nun Ukrayna’yı örgüte dahil ederek, kendisi ile ortak bir sınıra sahip olmasından hoşnut olmadığını ve Batı’nın bu arzusundan vazgeçmesi gerektiğini en yüksek perdeden dile getirmektedir. Bu hususu, en son 10 Ocak’ta Cenevre’de ABD ile yapılan ikili görüşmelerde koşul olarak dile getirmiştir ve NATO’nun 1997 yılındaki sınırlarında kalmasında ısrar etmiştir.

Diğer taraftan, ABD-Çin ilişkilerinde Washington’un Çini rakip olarak kabul etmesi iki ekonomik devi karşı karşıya, rekabet eder bir konuma getirmiştir. ABD’ne göre, Çin’in uluslararası liberal ekonomi kurallarına uyması ve özelliklede ABD’nin liderliğini kabul etmesi gerekiyor. Ancak beklenilen gerçekleşmemiştir. Çin kendi uluslararası siyasetini hem ekonomik ve hem de silah satışları ile ilgili olarak uygulamadaki kararlılığı ile ortaya koymuştur. Buna bağlı olarak Çin Washington’a karşı Rusya ile işbirliğini tercih etmiş ve bu konuda ciddi ilerleme sağlanmıştır.

Çin Başkanı Xi Jinping Haziran 2019’da Moskova’ya yaptığı üç günlük ziyarette Başkan Putin’den en iyi arkadaşım diye bahsetmiştir.[1] Xi aynı zamanda Putin ile kol kola gitmeye hazır olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda her iki taraf ülkeleri arasında “stratejik işbirliği ve kapsamlı ortaklığın geliştirilmesi” için memorandum imzalamıştır. Karşılıklı çıkarlarla ilgili uluslararası meselelerde ve küresel stratejik istikrar konularında birbirlerini desteklemeyi gündeme getirmişlerdir.[2] Mevcut durum itibariyle Rusya’nın ekonomik olarak Çin ile boy ölçüşmesi mümkün görülmemektedir. Buna karşılık, Rusya eski Sovyetler Birliği üyesi Orta Asya ülkeleri ile olan tarihsel, kültürel ve dil bağları nedeniyle bu ülkelerde oldukça etkindir. Bu konuda Çin’den ileride görülmektedir. Bunun en güzel örneği, son Kazakistan iç karmaşasının Rusya’dan sağlanan yardım ile bastırılmasıdır.

Bu durumda uluslararası alanda global ölçekte “büyük oyunun” aktörlerine Çin’de eklenerek Soğuk Savaş dönemindeki ortamdan daha farklı bir durum oluşmuştur. Bu ortamda halen arayışlar içinde olan Avrupa Birliği’nin üniter bir yapı olarak hiçbir etkinliğinin olmadığını söyleyebiliriz. Avrupa devletleri münferit olarak, Almanya, Fransa gibi güçlü ülkelerle oyunda rol almaya çalışmaktadır.

Putin iktidara geldiğinden beri arka bahçesi olan Orta Asya devletlerine ve Kafkasya bölgesine ABD ve Avrupa’nın müdahalesini kabul etmeyeceğini kararlılıkla ifade etmiş ve bunu eylemleri ile göstermiştir. 2008 yılında Gürcistan’ı işgali, 2020’de Ermenistan-Azerbaycan harbinde son söz sahibi olarak müdahalesi bunların açık örnekleridir.

 Batı sınırında ise, Ukrayna ve Beyaz Rusya ile ilgili tavrını defalarca belirtmiş ve Ukrayna’nın NATO örgütüne girmesine müsaade etmeyeceğini belirtmiştir.

 Artık, Washington’a karşı Rusya ve Çin ikilisi “oyun kurucu-game player” olarak sahnede yer almaktadır. Çin ekonomik gücünü güçlü ordu ile destekleyerek, küresel bir güç olma yolunda her türlü imkânı inatla kullanmaktadır. Halen Asya kıtasında ve Kuzey Afrika’da ekonomik gücünü eyleme dökme ve silah satışlarıyla kendisini lanse etme stratejisini uygulamaktadır.

Sonuç olarak, Başkan Putin batıda NATO’nun sınırlarına dayanması konusundaki ret edici tavrını kararlılıkla korumakla beraber, ABD veya Batı’nın Rusya’nın arka bahçesi olan Orta Asya ülkelerine nüfusunu önlemekte ısrarlı görülmektedir. Çin ise, Doğu Asya’dan ABD’nin ve batının içlere girişini kapatmakta ve üstüne üslük, küresel olarak ABD ile rekabet edeceğini açıkça göstermektedir.

Yeni oyunda, dünyanın en zengin petrol, doğalgaz ve önemli madenlerini barındıran Asya kıtasına girişin bir taraftan Rusya, diğer taraftan Çin ile kapatılarak bu bölgenin kendi oyun alanları olduğunu ilan etmeleri önemli bir gelişme olarak görülmelidir. ABD ve Batı için diğer oyun sahalarında da karşılarına Çin’in çıkacağı gerçeği kabul edilmelidir. Bu durumda Transatlantik ülkelerinin stratejik konsepti yeniden ele alarak yeni tehditlere karşı yapılanmaları elzem gibi görülmektedir.


[1] Ellyatt Holly,China’s Xi calls Putin his ‘best friend’ against a backdrop of souring US relations, CNBC, Jun 5, 2019, https://www.cnbc.com/2019/06/05/putin-and-xi-meet-to-strengthen-ties-as-us-relations-sour.html

[2] Ellyatt Holly, Are Russia and China the best of friends now? It’s complicated, analysts say, CNBC, Sep 27, 2019, https://www.cnbc.com/2019/09/27/russia-and-chinas-relationship–how-deep-does-it-go.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.