Share This Article
Güney Kafkasya’da Barış, Jeopolitik ve Yeni Güç Dengeleri
Prof. Dr. Yıldız Deveci Bozkuş
Güney Kafkasya’da son dönemlerde çok önemli gelişmeler yaşanmakta. Kuşkusuz bu gelişmeler arasında ilk sırada Türkiye-Ermenistan ile Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerindeki normalleşme süreci yer aldı. Özellikle Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde normalleşme süreci kapsamında atanan özel temsilciler ve bu temsilcilerin gerçekleştirmiş olduğu görüşmeler ilişkileri önemi bir noktaya getirdi. İlişkilerin bu aşamaya gelmesinde Ermenistan’daki iktidarın izlemiş olduğu dış politikanın da önemli bir etkisi oldu. Türkiye ile ilişkilerde özellikle Paşinyan’ın kullandığı dil ve üslup ilişkilerin seyrini ve normalleşme sürecini önemli oranda etkiledi. Ayrıca Karabağ savaşına rağmen Ermenistan’da Paşinyan’ın yeniden seçilerek göreve gelmesi de halen ülkede kendisine yönelik ciddi bir halk desteğinin bulunduğunu gösterdi. Bu kapsamda Paşinyan döneminde Türkiye ve Azerbaycan’la yürütülen normalleşme süreci kadar Rusya ve Avrupa Birliği (AB) ve ABD ile yürütülen ilişkiler de ülkenin kaderi üzerinde önemli bir yere sahip oldu. Nitekim ABD’de imzalanan TRIPP Yolu[1] antlaşması, sonrasında İran’la yaşanan gelişmeler ve son olarak Rusya’nın bu gelişmeler karşısındaki tutumu Ermenistan’ın Doğu ile Batı arasında artık zor bir tercih yapma sürecine girdiğini gösterdi. Bu kapsamda Ermenistan’da daha önceki Kadife Devrim’den sonra 7 Haziran’da gerçekleştirilecek olan parlamento seçimleri ülkenin geleceği açısından oldukça önemli. Zira bu yeni süreçte Güney Kafkasya artık adeta dünyanın merkezine dönüşmüş durumda. Bu da ister istemez seçimler üzerinde ciddi bir etki yaratmakta. Ayrıca Ermenistan bir yandan diaspora ve Rusya’nın ülkesine yönelik politikaları ile mücadele ederken, diğer yandan bölgesel ve küresel bir çizgide adımlar da atmaya da devam ediyor.
Tek meclisli bir yasama organı olan Ermenistan Parlamentosu anayasal olarak 101 sandalyeden oluşmakta. Bu nedenle parlamento seçimlerinde asıl belirleyici unsur, parlamentoda çoğunluğun ve mümkünse anayasal çoğunluğun elde edilmesi olacak. Bu çerçevede Sivil Sözleşme Partisi lideri Paşinyan, Batı ile geliştirdiği ilişkiler ve uluslararası düzeyde aldığı destek nedeniyle önemli bir avantaja sahip görünse de karşısında güçlü rakipler de yok değil. Rakipleri arasında ilk sırada, Ermeni Devrimci Federasyonu’nun (ARF/Daşnaksutyun) desteğini alan ve “Ermenistan İttifakı”nın liderliğini yürüten eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan yer almakta. Koçaryan ve diğer muhalif grupların temel eleştirileri arasında Türkiye ve Azerbaycan ile yürütülen normalleşme süreci, Karabağ politikası, güvenlik ve dış politika tercihleri ile Rusya’yla ilişkilerin zayıflatıldığına dair iddialar öne çıkıyor. Bu nedenle Koçaryan seçim kampanyasında özellikle güvenlik, ordu ve Rusya ile stratejik ilişkiler konusuna sıklıkla vurgu yapıyor. Paşinyan’ın önemli rakiplerinden biri de Güçlü Ermenistan Partisi lideri Samvel Karapetyan. Son dönemde yükselen bir muhalefet figürü olarak öne çıkan Karapetyan’ın özellikle Rusya ile yakın ilişkileri ve iş çevreleri üzerindeki etkisi biliniyor. Bunun yanında Rusya yanlısı çizgisiyle bilinen Müreffeh Ermenistan Partisi lideri Gagik Tsarukyan ile Birlik Kanatları Partisi çevresinde etkili olan eski Ombudsman Arman Tatoyan da muhalefet cephesinin dikkat çeken isimleri arasında yer almakta. Tatoyan’ın seçimlere doğrudan başbakan adayı olarak katılmaktan ziyade, diaspora, insan hakları ve Karabağ söylemi üzerinden kamuoyu etkisi oluşturan bir figür olarak öne çıktığı biliniyor. Öte yandan Aram Sargsyan’ın liderliğindeki siyasi hareketin de seçimlere bağımsız bir şekilde katılacağı açıklandı. Ayrıca muhalefeti yeniden şekillendirmeyi hedeflediğini ifade eden Arman Babajanyan ile “Herkese Karşı” adlı siyasi oluşumun da seçimlere katılması bekleniyor. Söz konusu oluşumların özellikle mevcut siyasi düzene tepki duyan ve kararsız seçmenlere yöneldiği de biliniyor.[2]
Seçim kampanyasında öne çıkan en önemli hususlar arasında Rusya’nın Paşinyan’a karşı bir seçim propagandası yürüttüğüne dair iddialar. Bu konuda bir İsveç bağımsız gazetecilik platformu Rusya’nın Paşinyan’a karşı çalışma programı olduğunu iddia ettiği bir belge yayınladı. İsveç merkezli gazetecilik platformu Blankspot’un yayımladığı habere göre, Rusya’nın 2026 Ermenistan parlamento seçimleri öncesinde Paşinyan hükümetinin popülaritesini azaltmaya yönelik bir etki stratejisi hazırladığı iddia edildi. Haberde ayrıca AB’nin de Ermenistan’daki Rus etkisi konusunda endişeli olduğu aktarıldı. Habere göre seçim yarışının temel olarak Paşinyan’ın liderliğindeki iktidar ile Rusya-Ermenistan bağlantılı iş insanı Samvel Karapetyan tarafından desteklenen Güçlü Ermenistan partisi arasında geçmesi bekleniyor. Ancak bazı anketlerde iktidarın hâlen önde olduğu da belirtilmekte. Söz konusu haberde ayrıca Rusya’nın Ermenistan’daki siyasi süreçleri sosyal medya, kamuoyu yönlendirmesi ve bilgi operasyonları aracılığıyla etkilemeye çalıştığı yönünde iddialara da yer verilmiş ancak, söz konusu stratejinin ne ölçüde uygulandığının kesin olarak doğrulanamadığı da vurgulanmıştır.[3]
Ermenistan’da parlamento seçimleri ülkenin kaderinin belirlenmesinde kritik bir öneme sahip. Zira adeta Doğu ile Batı arasındaki mücadele seçime damgasını vurmuş durumda. Özellikle Ermenistan’da Rusya’nın desteklediği gruplar ile iktidar arasındaki mücadele kamuoyuna da yansıyor. Bu nedenle seçimlerle ilgili Ermenistan’da yapılan bazı kamuoyu anketlerinin sonuçlarında da ciddi farklılıklar söz konusu. Bu da ülkenin yeni dönemde nasıl bir rekabet alanına dönüştüğünü göstermesi bakımından önemli. Ancak seçim, esas olarak Paşinyan ile farklı muhalefet blokları arasında özellikle de Koçaryan ile Karapetyan arasında geçecek gibi görünmekte. Bu nedenle seçimler yalnızca bir iktidar mücadelesi değil, aynı zamanda ülkenin jeopolitik geleceğinin de belirleneceği kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Zira Ermenistan, bir yandan Rusya ile Batı arasında giderek derinleşen jeopolitik rekabetin baskısını hissederken, diğer yandan Güney Kafkasya’nın yeni dönemde bağlantısallık, ulaşım koridorları, enerji hatları ve ticaret güzergâhları üzerinden küresel stratejik rekabetin merkezlerinden birine dönüşmesi nedeniyle uluslararası aktörlerin yakın takibine konu olmakta. Bu nedenle seçimlerin sonucunda ortaya çıkacak tablo, yalnızca Ermenistan’ın iç politikasını değil; ülkenin Doğu ile Batı arasında nasıl bir denge kuracağını, bölgesel normalleşme süreçlerine yaklaşımını ve Güney Kafkasya’nın gelecekteki jeopolitik konumunu da etkileme potansiyeli taşıyor. Bu yüzden Paşinyan’ın seçimleri kazanması sadece Ermenistan’ın geleceği için değil, bölgesel bağlantısallık projeleri özellikle de Orta Koridor bakımından da büyük bir önem arz ediyor.
[1] “Trump Rotası” olarak da anılan ve “Uluslararası Barış ve Refah İçin Bir Yol” (Trump Route: A Road for International Peace and Prosperity) adıyla gündeme gelen girişim, kısa adıyla “TRIPP Yolu” olarak da bilinmektedir.
[2] “The Armenian Report,” “Armenia’s 2026 Election: Meet the Faces, Parties, and Power Players Running in the High-Stakes Parliamentary Race,” erişim 13 Mayıs 2026, The Armenian Report.
[3] Rasmus Canbäck, “Confidential document reveals: Russia seeks to influence Armenia’s election,” Blankspot, 9 May 2026, erişim tarihi: 13 Mayıs 2026.

