AN EVALUATION OF THE SITUATION IN THE USA BY KAAN SOYAK

New York based FPI Advisor Kaan Soyak has made an evaluation about the current developments in United States of America. The questions are asked by Ngazete. Please find below his comments;

SORU: Amerika neden Trump’ı azlediyor? Neden görevi bırakmasına bir hafta kalırken?

KAAN SOYAK: Kongre de Trump’ın azledilmesiyle ilgili oturumda hararetli konuşmalar yapıldı. Ardından 10 Cumhuriyetçinin de evet oyu kullanmasıyla toplam 232 evet oyuyla Trump’ın azledilmesi maddesi kabul edildi.

Bağlayıcı bir özelliği olmamasına rağmen bu karar,  ABD tarihinde aynı Başkanın kongre tarafından ikinci kez azledilmesiyle ilgili alınmış ilk karar olması açısından çok büyük önem taşıyor.

Psikolojik olarak da çok sağlıklı bir durumda olmadığı, uykusuz ve çok sinirli olduğu söylenen Trump’ın , günlerce önceden kendisini destekleyen internet siteleri üzerinden gecen hafta kongreyi basan destekçilerini kışkırtmaya başlaması ve kongrenin basılması öncesi destekçilerine yaptığı konuşması bardağı taşıran son damla oldu.

Başkan olduğu günden beri kendisini koşulsuz destekleyen Lindsey Graham ve Mitch McConnell gibi isimler de “artık yeter” diyerek, Kongrenin basılmasından sonra Trump ile ipleri kopardılar.

Trump ’ın 2 ana korkusu var.  Bir tanesi 2016 yılında  kazandığı  seçimlerde Rusya’nın  Trump lehine müdahil olduğu ve  Rus Oligarkların Trump iktidarına büyük miktarda  yatırım yaptığı gibi iddiaları araştıran ekibin Biden döneminde devletin en önemli kurumlarının başına teker teker gelmelerinin beklenmesi ve ikinci olarak da Ailesini de kapsayacak açılması muhtemel bir davalar zincirinin kendisini beklemesi. İşte bu yüzdendir ki Trump’dan 20 Ocak tarihine kadar yeni kışkırtıcı adımlar atması ve bunun sonucunda yeni olaylar çıkması hala ihtimal dahilinde..

ABD güvenlik birimlerinin ellerinde de bu konuda çok sayıda belge bulunmakta. Ancak, alınan bu azledilme kararının şimdilik biraz da olsa Trump’ı caydıracağı düşünülüyor.

SORU: Trump destekçilerini geçen hafta kongre baskınında gördük, Trump destekçilerini nasıl tanımlamak gerekiyor? Trump ile birlikte nasıl bir dönem bitiyor? Nasıl bir dönem başlıyor?

ABD TOPLUMU KUTUPLAŞTI, BİDEN’IN İŞİ HİÇ KOLAY OLMAYACAK

KAAN SOYAK: Trump seçimleri,  Cumhuriyetçi partinin ağır topları ve eğitimli kesiminin de destekleriyle kazanmıştı. Birçok Demokrat bile seçimlerde Trump için oy kullanmıştı. Başkanlığının  2. yılına başlarken,  Trump’da değişiklikler baş göstermeye başladı. Yanındaki yol arkadaşlarını kolay harcamaya ve göreve getirdiği saygın isimleri görevlerinden Tweet mesajlarıyla almaya başladı.

Hem ABD ordusunda Orgeneral seviyelerine gelmiş ve önemli görevlerde bulunmuş askerlerin, hem de iş veya devlet hayatında kariyerlerinin üst seviyelerinde bulunan sivillerin bir tweet mesajlarıyla görevlerinden alınmaları, ABD devlet akli tarafından pek kolay hazmedilemedi.

Trump baktı ki, Cumhuriyetçi partinin stratejik düşünen eğitimli kesimlerini kaybediyor, bunun yerine kendisine yakın Internet haber siteleri  üzerinden çoğunlukta doğru olmayan ve propaganda tarzı haberler ile  Amerika da Sosyo ekonomik açıdan daha alt düzeyde olan bölge oylarına yöneldi.

Bu kesim genellikle orduya asker olarak yazılıp Afganistan, Irak ve Suriye gibi cephelerde savaşmaya gidenlerden oluşmakta. Düşünün ki, bu ailelerde mutlaka  Amerika’nın dışında dünyanın bir diğer ucunda yapılan savaşlarda , şehit düşmüş veya gazi olarak dönmüş kişiler vardır. Bir kısmı da savaştan büyük travmalar ile geri dönmüştür.  Çoğunlukta eğitim düzeyi de düşük olan bu kişilere, Milliyetci söylem ve sloganlar ile  yaklaşıp, Temiz Vatanseverlik duygularını , bazı çıkar gruplarınca, manipülasyon aracı haline getirerek kamplaşma , şiddet ve kutuplaşma yönünde etkilemek zor olmadı.
Bunların içerisine, ABD toplumuna adapte olamamış, ve hayatından memnun olmayıp aşırı uçlarda çözüm arayan göçmenleri de   katmamız gerekiyor.  İşin ilginç yanı bu kesimlerin içinde Türkiye’yi sevmeyen, ABD’ye de tam uyum sağlayamamış biraz ortada kalmış Turk-Amerikalıların da olduğunu biliyorum.
Bir deyim vardır; Papa’dan daha fazla Katolik olmak. İşte bu kişiler Trump ’dan daha fazla Trump’cı olmuşlardır.

Trump’ın bu sosyal tabanı,  belirli sosyal medya araçları üzerinden birbirleriyle iletişimi sağlıyorlar, Trump ne derse inanıyorlar. Sonuç olarak Trump sosyolojik açıdan çok iyi bir açık buldu. Halkın milliyetçi ve muhafazakar açığını  kullanarak bugünlere geldi ve son seçimlerde de inanılmaz bir şekilde 70 milyonun üzerinde bir oy aldı ve kendisini azil surecine getiren noktaya gelindi. Bu güçlü oy tabanı Cumhuriyetçi partiyi bile bölebilir.

Bakalım önümüzdeki aylar bu konuda ne gösterecek?
Trump biliyorsunuz, devletin kurumlarını ve Parlamentoyu dikkate almayan bir yönetim tarzını destekledi. Bu düşüncesine karşı çıkanları da teker teker görevden aldı ve anayasaya bağlılık yerine,  kendisine bağlılığı ön plana çıkarmaya calıştı. Kızını uzun bir süre Pence’in yerine başkan yardımcısı yapmak istedi. Pence ile yaşadığı ilk gerginliğin kaynağı buydu. Damadını Orta Doğu’daki kazançlı işlere yönetti, iki oğlunu da bakanlıkların kazançlı islerine yöneltmeye çalıştı.  Karşı çıkanları dinlemedi ve görevlerinden azletti. Bu da tabi ki ABD’nin devlet yönetim sistemi ve anayasasıyla uyuşmadı. Trump elinden geldiğince zorlamaya çalıştı ama bir türlü tam olarak istediğini yapamadı.

Tabi gecen bu 4 yıl süre içinde  devletin kurumlarının dengeleri de bozuldu. İşte Trump sonrası dönemde tüm bu dengelerin yeniden yerlerine oturtulması gerekiyor ve bu hiç de kolay olmayacak.

Sonuç olarak, ABD toplumunda kutuplaşma çok tehlikeli boyutlara ulaştı. Bu kutuplaşmanın önüne geçilmesi gerekiyor. Kısaca Biden’in işi hiç de kolay olmayacak.

SORU: Biden ile Türkiye- ABD ilişkilerini nasıl bir iklim bekliyor?,  Türkiye, ABD ilişkilerinde nasıl bir dönem başlıyor? Türkiye nasıl bir tutum sergilemeli?

ABD VE TÜRKİYE ARASINDA ÇOK SAYIDA FİKİR AYRILIĞI VAR

KAAN SOYAK: ABD ve Türkiye arasında bugün itibarıyla çok sayıda fikir ayrılıkları var. Bunların bir çoğu Trump ve ABD devlet politikası arasındaki farklılıklardan da kaynaklandı. Trump’ın birçok yerde Türkiye’yi yanlış yönlendirdiği Biden’a yakın ekip tarafından çeşitli yerlerde dillendirildi.

Washington’da birçok yerde Trump’in S-400 ler veya Suriye konularında Türkiye’yi yanlış yönlendirip arkası dolu olmayan sözler verdiği konuşuluyor.

İşte tüm bu farklılıklar , Biden döneminde çok daha eğitimli, Devlet akli ile hareket eden yetkililer ve kurumlar tarafından ele alınacaktır. Gerçek ABD devlet aklı Türkiye ile muhatap olacaktır.

Ikili ilişkilerdeki bütün bu olumsuzluklara rağmen,  avantaj,  Biden’in Türkiye’yi çok yakından tanıyan ve Türkiye’nin önemini çok iyi bilen bir lider olması. Biden dönemi ile Türk-ABD ilişkileri çok farklı ve çok daha iyi yerlere gelebilir. Öncelikle her iki tarafında kırmızı çizgilerini açıklıkla masaya yatırması ve karşılıklı şeffaf şekilde konuşmaları gerekiyor. Aradaki farklılıkların  güvenilir ve etkin “back channel” yöntemleriyle resmi kişilerin olmadığı ortamlarda da rahatlıkla konuşulması gerekiyor.

Hatta bu tür ilişkilerin teşvik edilmesi gerekiyor. Ankara’da ABD-Türkiye ilişkilerini kim elinde tutacak rekabetinin derhal bitmesi gerekiyor. En büyük zararı Türkler birbirine veriyorlar. Her türlü konunun Washington’daki Büyükelçilik bilgisi dahilinde yürümesi gerekiyor. Büyükelçi bazı toplantılara bizzat  katılır veya katılmaz  ancak mutlaka bilgisi dahilinde olması gerekiyor. Elimde yetki var, Türkiye’de de şu kişiye veya bu kişiye yakınım  diyen her kişinin Washington sokaklarında dolaşması ABD tarafından yanlış anlaşılıyor. Kaldı ki, bu tür seyahatler geçmişte kayıt altına alınıp bir çok kişinin bu konuda sorunlar yaşadığı biliniyor. Bunlar dikkat etmemiz gereken çok önemli noktalar ve bu konularda hata yapılmaması gerekiyor.

ABD’nin kendi çıkarları var, bunlar daha global çıkarlar, Türkiye’nin de kendi çıkarları var ve Türkiye bölgesinde güçlü bir ülke. Ben Biden dönemiyle beraber ABD ve Türkiye arasında yepyeni bir sayfanın açılabileceğine inanıyorum. Her iki tarafta bu fırsatı iyi değerlendirmeli düşüncesindeyim.

SORU: ABD’deki değişim dünyada nasıl bir kelebek etkisi yaratır? 

KAAN SOYAK: Bu konuda şimdiden bir kısım hareketlenmeler görünmekte. Trump usulü   Başbakan veya başkanlık ile yönetilen yerleri zor günlerin beklediği konuşulmakta.

Örneğin Israil’de Netanyahu’yu zorlu bir seçim bekliyor. Muhafazakar Musevi oyları kontrol eden Netanyahu’nun karşısında artık liberallerin de olduğu güçlü bir blok var ve 2021’de kendisini zorlu bir seçim beklemekte. Benzer şekilde Birleşik Arap Emirlikleri de hemen, Demokratlara yakınlığıyla bilinen Katar yönetimiyle masaya oturdu ve anlaştı . Suudilerde onları izledi. Ingiltere’de Boris Johnson durumunu iyice değerlendirmeye ve hata yapmamaya çalışıyor. Gelişmeleri yakınen izliyor.  İtalya’da Geleneksel muhafazakar katolik kurumlar durumu değerlendirmeye başladılar. Cizvit Katolikler ise şimdilik daha rahat çünkü Demokrat ve Liberal düşüncelere daha yakınlar. Rusya ve Azerbaijan’da huzursuzlukların  olduğu ve “back channel” ilişkileri arayışlarına başladıkları duyuluyor. Ermeni diasporasiyla daha yakın ilişkileri olan Demokratlar ile Azerilerin bir orta yol bulmaları gerekiyor.

Ayni şekilde Rusya’da Putin özellikle tüm hesaplarını yeniden gözden geçirmekte. Çünkü Biden yönetiminde önemli pozisyonlara gelen kişilerin çoğunluğu 2016 seçimlerinde Rusya’nın ABD seçimlerine karışmasını araştıran Rusya uzmanı  kişilerden oluşuyor.  Ayrıca ABD-Birleşmis Milletler, ABD-NATO, ABD-AB ilişkileri de eski düzeylerine en kısa sürede çıkartılacak. ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü ve iklim değişmesiyle ilgili Trump’ın kararıyla çıktığı tüm kurumlara geri dönmesi planlanıyor.

Biden yönetimi Milliyetçi ve ırkçı söylemleri sevmeyen kişilerden oluşuyor. Diplomasi, diyalog, ortak ekonomik çıkarların  bulunması gibi başlıklar ön planda olacak.

Bu donemde Dünya üzerinde önem kazanacak kavramlar olarak, entegrasyon , bölgelerin,  ülkelerin birbirleri ile karşılıklı çıkar ve bağlılıkları ( Interdependency) görülebilir..
SORU:  Yakın dönemdeki ABD-Türkiye arasındaki en önemli problem nedir?   Bu konuda ne yapılmalıdır?

KAAN SOYAK: Öncelikli görülen problem, CAATSA isimli yaptırım kararıdır. Her ne kadar en düşük seviyede uygulanmaya başladıysa da, bu kararın ortadan kaldırılması ikili ilişkilerde en önemli başlama noktası olabilir. Bu yaptırım neden geldi, S-400 lerden dolayı geldi. Hiç kimse Türkiye’nin bu alımın doğru olup olmadığını tartışmamalı. Tam tersine bu alımın NATO sistemlerine söylendiği gibi sakıncası var mıdır, varsa ortaklaşa nasıl bir çözüm bulunabilir, tüm bu konular masaya yatırılmalı ve samimiyetle ele alınarak çözülmelidir. Basın üzerinden problemlerin konuşulmasının önüne geçilmelidir. Demokratlar ülke liderlerinin zaman zaman iç siyasetleri gereğince sert demeçler vermeleri gerektiğini bilirler ve anlayışla karşılarlar ama bunun daha önce kullanılan yöntemler ile yapılmasının daha doğru olduğunu düşünürler. Demokratlar basın üzerinden yapılan tekliflerden ve görüş alış verişlerinden hoşlanmazlar. Masada diyalog yöntemi ile her şeyin konuşulmasını isterler.  Türkiye’nin askeri konularda askeri back channel oluşturması çok yerinde olabilir.

Sivil konularda ise konunun ne olduğuna bağlı olarak uzman ekiplerin oluşturulması görüşmelerin çok daha etkin olmasını sağlar. Demokratlar bir de diyaloglarda  Milliyetçi tavırlarin öne çıkartılmasından ziyade  ülkelerin karşılıklı ekonomik çıkarlarının da ön planda olmasına önem verirler.

SORU: Türkiye yeni dünya düzeninde Amerika’ya bağımlı olmak yerine;  bağımsız,  herkes ile işbirliği yapabilme yeteneğine sahip olmayı seçti. Ki dünya da artık tek kutuplu değil. Mesela Çin, Asya Birliği, Türk Birliği gibi seçenekler de var artık.  Peki Amerika hala kendisini tek güç olarak mı görüyor? 

ÇİN ABD İLE SESSİZCE YENİ İLİŞKİ ARAMAKTA

KAAN SOYAK: ABD’nin kendisini tek bir güç olarak görme iddiasını duymadım.  Bu sanırım Amerika dışında dillendirilen bir söylem.  ABD’nin kendi çıkarları var, onları planlayıp uyguluyor. Burada saydığınız  ülke ve bölgelerin hepsi dışarıya bağımsız söylemler verirlerken bile su anda  Washington’da sessizce yeni ilişkiler aramakta. Örneğin Çin, su anda hem Demokratlara çok yakın,  Cizvit katolikleri ile ve hem de istihbarat ve devlet yapısı son derece stratejik olan Vatikan ile yakın çalışmaya başladı.

Cizvit Katolikleri ile Çin arasındaki ilişkiler,  1552 yılına kadar gider ve özel bir tarihi ilişkileri vardır. Yaklaşık 10 milyon katolik Çin’de yaşar ve Çin’deki Kiliselerin papazları bile Vatikan’ın onayıyla seçilir. Türki Cumhuriyetleri su sıralarda Washington’da güçlü  ilişkiler aramakta. Bu Türki Cumhuriyetleri Trump döneminde Rusya üzerinden Trump ile bağlantıları kurmaya çalışıyorlardı.  Şimdi ise kendi başlarına arayışlarını sürdürmekteler. Rusya ‘da da yönetimin Washington ile derin ilişki arayışları başladı. Bu konu en çok rekabet edilen konuların başında geliyor. ABD de Rusya ilişkilerini , Rusya’da da ABD ile ilişkileri elinde tutmak son derece önemli ve stratejik.

Aslında bütün bu ülkeler ve bölgeler bağımsız görünüyorlar ama bir de işlerin perde arkaları var.. Bir yandan siyasi işbirliği yolları aranırken diğer  yandan da ekonomik rekabet  sürecek mi?  Tabii ki evet. Örneğin Afrika’da Türk inşaat firmalarını sokmamak için Çin elinden geleni yapmaya devam edecektir. Türk Müteahhitler Birliği de bu konuda Japon Müteahhitler Birliği ve ABD ihalelerini alan ABD firmalarıyla işbirliğine girerek büyük işler alabilecektir. Libya’da yeni Biden yönetimiyle işbirliği yapacak bir Türkiye’nin ekonomik kazanımları çok daha fazla olabilir.

SORU:Biden politikaları bölgeye özellikle Ortadoğu’ya nasıl bir yeni dönem getirecek? Neler değişir? Nasıl değişir? Türkiye’ye bu noktada nasıl bir bakış açısı var?

KAAN SOYAK: Biden yönetiminin öncelikle Filistin konularına daha duyarlı kişilerden oluşması bekleniyor. Trump dönemindeki Filistinlilerin yok sayıldığı dönemin bittiğini  düşünüyorum. Bu konuda Biden yönetimi ile Türkiye arasında işbirliği yapılabilir. Hatta bu işbirliğinin içerisine daha ılımlı bir İsrail ve Doğu Akdeniz’in diğer ülkeleri de katılabilirler. Trump kendi döneminde Kıbrıs, Mısır, Suriye, Irak, Lübnan, Libya gibi ülkeler ile ilgilenmiyordu. Biden yönetimi tam tersine yakinen ilgilenecek. Sert ve milliyetçi söylemlerin halklara ekonomik getirisi olmadığını gören eğitimli Biden ekibi,  öncelikle halkların ekonomilerinin ve refahlarının on planda olduğu bir yaklaşımı masaya getirmeyi isteyecektir. Tabi ki Biden yönetiminin önünde ABD de de büyük sorunları vardır, özelikle ilk 6 ayda kendi iç işleriyle de çok meşgul olacak  Biden yönetimine, bölgenin uzmanı olan Türkiye bölgesel konularda yardımcı olmaya başlarsa bunun Türkiye’nin ekonomik çıkarlarına yardımcı olacağı kanısındayım. Örneğin Suriye ve Irak ‘taki Kürt guruplarıyla ekonomik alanda çalışmalar başlatan bir Türkiye’nin, Biden yönetiminin elini bir hayli rahatlatacağı düşünülüyor. Kafkaslarda Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ‘ı da içine alan bir büyük ekonomik açılım başlatacak bir Türkiye , Biden yönetiminden bu konuda çok destek görecektir düşüncesindeyim. Demokratlar ile yakın olan Ermeni Diasporasının Doğu ve Güney Doğu Anadolu’ya turistik amaçlı gezileri teşvik edilebilir.  Azerbaycan’ın son savaş sonrası varılan anlaşma dahilinde tüm işgal altındaki topraklarını geri alması, Türkiye -Ermenistan sınırının kapalı  kalması sebebini de ortadan kaldırdığı için , bu gibi adımlar,  hem dış politikada Türkiye’nin Bölge dahilinde olumlu bir açılımı,  hem de Bölgenin entegrasyonu ve sosyo ekonomik kalkınması  için çok yararlı bir adimi olarak algılanabilir.  Azerbaycan yeni Biden döneminde çok daha yumuşak bir siyaset izleyeceği izlenimini vermeye başladı bile. İşte bu noktada Türkiye Kafkaslardaki ekonomik açılıma öncülük edebilir.
Biden yönetimi ile İran arasında ilişkiler çok daha iyi olacaktır. Yaptırımlardan kurtulma şansı olan bir Iran ile ekonomik açılımlar en çok Türkiye’ye yarayabilir.

SORU: Erdoğan- Biden ilişkileri de Trump-Erdoğan dostluğu kadar sıkı olur mu?

KAAN SOYAK: Neden olmasın? Tabi ki olur ve içi daha da dolu bir ilişki olur. Ancak bunun için söylemlerin ve siyasetlerin karşılıklı yeniden gözden geçirilmesi ve daha uyumlu hale getirilmesi gerekiyor. Biden yönetimini iyi tanıyanların hep söyledikleri, Milliyetçi sert söylemli kişiler ile Biden yönetimi arasında iyi bir ilişki kurulmasının çok zor olduğu yönündedir. Biden yönetiminin,  Türkiye’nin tüm komşu ülkeleri ve halklarıyla ekonomik işbirliklerini geliştirme çabalarını destekleyeceğini düşünüyorum. Tabi ki, bunları yaparken Türkiye’nin gelişmesini istemeyen kesimler sert söylemlerin devamını isteyebilirler. Ama Demokratlar inanıyor ki,  Türkiye çok kolaylıkla yalnızca kendi halkına değil ama kendi bölgesindeki tüm ülkelerin halklarının eğitim, ekonomi ve sağlık konularının gelişmesi için işbirliklerine öncülük edebilir.
Biden hem Türkiye’yi hem de Erdoğan’ı yakinen tanıyan bir lider. Büyük bir açılıma hazır olduğunu düşünüyorum. Bu ilişkide kimlerin görev alacağı ve kurulan kanalların içeriklerinin neler olacağı çok önemli. Her şeyi Biden yönetiminden beklemek yerine, Türkiye’de kendi ekiplerini iyi eğitimli kişiler arasından belirlemeli ve bu ekipler hazır hale gelmelidir.

KAAN SOYAK KİMDİR?

1997’de dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in talebiyle Türk-Ermeni ilişkilerinin gelişmesi için çalışmalara başladı. Türkiye ve Ermenistan ile Türkiye ve Ermeni Diasporasındaki çalışmaları yürüttü ve halen de yürütmekte. Bu arada bu çalışmalarda 10 yıl Ahmet Ertegün ile birlikte nerdeyse günlük bazda çalışmalar yaptı.
Birlikte uzlaşamayan ülkelerde halkların birbirleriyle bir araya gelmeleri üzerinde birlikte çalıştılar. 1997-1998 yıllarında Ahmet Ertegün ile ikili toplum ilişkilerinin yumuşatılması  hedeflenen çalışmalarda kültürel, müzik, spor vs alanlarda bir çok çalışma başlatıldı.  Bu çalışmalar raporlar haline getirildi ve  “Kamu Diplomasisi” çalışmalarına  çevrildi ve bu çalışmalar baz alınarak ABD Dış İşleri Bakanlığı’nda 1999 yılında Kamu Diplomasisi bölümü oluşturuldu.
Soyak, daha sonra Ertegün ile birlikte Türk-ABD, Türk-Yunan, Türk-İsrail ilişkilerinin yakınlaşması çalışmaları yaptı. Bu arada Ertegün ile birlikte ABD devlet aklı ile de yakın çalışmalar içine girdi. ABD’de şu anda Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasındaki güvenilir “backchannel “  iletişim kanallardan birisi olarak da tanınıyor.
Şu sıralarda da Dıs Politika Enstitüsü Başkanına Uluslararası konularında danışmanlık yapıyor.

Visits: 336

AN INTERVIEW WITH KAAN SOYAK ON US PRESIDENTIAL ELECTIONS

Kaan Soyak is the international advisor of Foreign Policy Institute and his recent interview regarding the elections in US is as follows; The interview is in Turkish and published on ngazete.com.

ABD Seçimleri Yeni Dönemi Nasıl Şekillendirecek? N Gazete Sordu Kaan Soyak Cevapladı

1997’den bu yana ABD’de çalışmalar yürüten Kaan Soyak, ABD seçimlerinin ardından oluşan tabloyu analiz etti. İşte o röportaj…

A+A-

ABD’LİLER DÜNYANIN SEÇİMİNİ YAPTI

SEÇİMLER, GLOBAL MUHAFAZAKAR SERMAYE İLE GLOBAL LİBERAL SERMAYENİN ABD ÜZERİNDEN BİRBİRİYLE YARISMASIYDI

ABD SEÇİMLERİ YENİ DÖNEMİ NASIL ŞEKİLLENDİRECEK?

N GAZETE SORDU , KAAN SOYAK CEVAPLADI

 

KAAN SOYAK KİMDİR*

 

1997’de dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in talebiyle Türk-Ermeni ilişkilerinin gelişmesi için çalışmalara başladı. Türkiye ve Ermenistan ile Türkiye ve Ermeni Diasporasındaki çalışmaları yürüttü ve halen de yürütmekte. Bu arada bu çalışmalarda 10 yıl Ahmet Ertegün ile birlikte nerdeyse günlük bazda çalışmalar yaptı.
Birlikte uzlaşamayan ülkelerde halkların birbirleriyle bir araya gelmeleri üzerinde birlikte çalıştılar. 1997-1998 yıllarında Ahmet Ertegün ile ikili toplum ilişkilerinin yumuşatılması  hedeflenen çalışmalarda kültürel, müzik, spor vs alanlarda bir çok çalışma başlatıldı.  Bu çalışmalar raporlar haline getirildi ve  “Kamu Diplomasisi” çalışmalarına  çevrildi ve bu çalışmalar baz alınarak ABD Dış İşleri Bakanlığı’nda 1999 yılında Kamu Diplomasisi bölümü oluşturuldu.

Soyak, daha sonra Ertegün ile birlikte Turk-ABD, Türk-Yunan, Turk-İsrail iliskilerinin yakınlaşması çalışmaları yaptı. Bu arada Ertegün ile birlikte ABD devlet akli ile de yakın çalışmalar içine girdi. ABD’de su anda Demokratlar ile Cumhuriyetciler arasındaki güvenilir “backchannel “  iletişim kanallardan birisi olarak da tanınıyor.

Su sıralarda da Dis Politika Enstitusu başkanına Uluslararasi konularında danismanlik yapıyor.

1. ABD seçimleri bu kez, sadece ABD seçimleri değil. Neden?

ABD seçimleri bu sefer, global muhafazakar sermaye ile global liberal sermayenin ABD üzerinden birbiriyle yarışmasına döndü. Bu yüzden nerdeyse dünya seçimleri haline döndü.

Örnek verirsek, tüm mevcut dinlerin içindeki muhafazakarlar ve muhafazakar sermaye kesimine karşı liberaller ile liberal sermaye kesimi seçim mücadelesine döndü.  Bu kesin ayırım kendini Vatikan’da da gösterdi. Bu konuda elimizde çok detaylı bilgiler var, ama detaya şu anda girmek istemiyorum.

Dünyada liberal devlet aklini temsil eden kurumların ve buna bağlı devlet adamlarının Global etik yapının bozulmaya başlamasıyla birlikte itibarlarını kaybetmeye başlaması Trump’ın 2016 yılında seçilmesini de kolaylaştırdı. 2016 ABD seçim döneminde global etik yapının bozulmasının  sosyal medyada yer almaya başlaması, bu sosyal medyadan en çok etkilenen “eğitimsiz beyaz oyların” vatansever duygularını harekete geçirilmesi ile birlikte en uygun aday olan Trump ile bir zafere döndü.

Bugün itibariyle bu kesim bir tabana oturdu ve bundan sonra da bu tabanın sesini duymaya devam edeceğiz.

Peki bu mucadele bitecek mi? Tabi ki hayır. Önümüzdeki yıllarda bu mücadele çeşitli değişik platformlarda sürerek devam edecek ve yine ABD bu mücadelenin görünen sahası olarak kalacak. Diğer bir deyimle, bundan sonra ABD seçimleri adi altında dünya seçimlerine tanık olacağımızı düşünüyorum. .

2. ABD’de genel tahammüle göre başkanlar genelde iki dönemi tamamlarlar. Bu kez Trump’ta bu olmadı. Üstelik de Trump’ın güçlü iddiasına rağmen. Sizce sebepleri ne?

Cok doğru, ABD’de genelde başkanlara ikinci donem verilir, halk bunu başkana verilmiş bir hak olarak görür.  Ancak bu sefer Trumpyönetim sekliyle yalnızca ABD içinde değil ama dış dünyada da çok tepki gördü.  Birçok eğitimli Cumhuriyetcinin de tepkisini aldı. . Yanından eğitimli Cumhuriyetciler ayrıldıkca, yerini vatansever sloganlarla yüklü eğitimsiz kitleler aldı, Trump’inTanri tarafından seçildiğine inanan hristiyan kitleler,  yanlarına şu ana kadar hiç oy kullanmamış ABD’nin en cahil diyebileceğimiz kesimlerini de sosyal medya ile yanlarına aldılar, ve sonuçta tek adamlığa oynadı.  Birçok eğitimli Cumhuriyetci parti ağır topuTrump’a mesafe koydular. Trumpda bunlara karşı tavıralmayi tercih etti. En büyük dersi de Arizona seçimlerinde adeta Arizona ile bütünleşmiş efsane isim John McCain gibi bir kişiye karşı aldığı tavır ile buradaki oyların bile Biden’a gitmesine neden oldu. Yanında hiç bir danışmanı veya deneyimli siyasetçiyi bırakmadı, kalanları dinlemedi.  Ama unutmayalım ki, Trump çirkin oyunların ustası. Secim sonuçları her ne kadar açıklanmış olsa da,  her ne kadar damadı Kushner’de yenilgiyi kabul etmeliyiz dese de, tavsiyem, yine de bir açık kapı bırakmak olacaktır. Bu seçimi aslında Biden ve Demokratlar kazanmadi, Cumhuriyetçiler de kaybetmedi ama Trump hataları yüzünden kaybetti demek daha doğru olur.

Aslında ben bu yılın başında Trump’in tüm bu dezavantajlarına rağmen 2020 seçimlerini kolayca alacağını düşünüyordum, ne zamana kadar? Covid-19 başlayana kadar. Işte bu Pandemic olmasaydı, birçok kişinin görüşü ikinci 4 yıllık dönemi nerdeyse garantiydi. Ancak Pandemi beklenmedik bir zamanda ortaya çıktı ve beklemediği bir şekilde ABD toplumuna büyük zarar verdi. Hazırlıksız yakalandı diyebiliriz. Halkın önemli bir bölümü ABD’nin itibarını düşürecek şekilde başarısız bir pandemi  yönetimi sergilendiği görüşünde. Birçok kişiye göre de son günlerde kendi bilim ekibini seçildikten sonra kovacağını miting’lerde açıklaması da yenilgisinin önemli nedenlerinden birisi.

3. Türkiye seçim sonuçlarında Trump’ın kazanmasına kilitlenmişti. Herkes Trump’ın kazanması Türkiye için çok önemli diyordu. Biden’ın kazanmasını kıyamet senaryosu sayıyorlardı. Ve Biden kazandı. Kıyamet geldi mi?

Trump tabi ki Türkiye için çok önemliydi. Somut bir katkısı oldu mu bunu bilemiyorum ama Türkiye’nin aleyhine olabilecek birçok sureci yavaslattığını veya geciktirdiğini biliyorum. Türkiye, Trump ile  Ağustos 2016 da cok değerli bir başdanısman aracılığıyla ilk iliskisini kuran ülkelerin başında yer aldı.

Simdi Biden kazandı, kıyamet geldi mi? Tabi ki kıyamet gelmedi..

Türkiye’deki TV açık oturumlarında böyle söylemlerin her kesim tarafından dillendirildiğini  duymaktayım. Gerçeği yansıtmadığı için pek önem verilmemesi gerektiğine inanıyorum.  Tam tersi olumlu düşünmek gerekiyor. Eğer yeni durumu akilli değerlendirebilirsek bu bir fırsata dönüşebilir aslında. ABD tek bir liderin kararıyla yönetilen bir ülke değil. Öncelikle bunu bilmemiz gerekiyor. Kurumların önemi var. Trump’ın Türkiye için en fazla yapabildiği,  ABD devlet aklinin karara vardığı ve uygulanması beklenen Türkiye aleyhine olabilecek kararların geciktirilmesiydi. Bu da önemli ancak, yeterli değil. Türkiye olarak sorunlarımızın çözümünde ABD devlet aklıyla çalışmalar başlatmalıyız. Geçici ve geciktirici çözüm donemi bitti.

 

4.Türkiye-ABD ilişkilerinde son durum nedir? Biden ile nasıl bir gelişme olur?

Türkiye ile ABD arasında bir çok konuda görüş ayrılıkları mevcut. Bu görüş ayrılıklarının Biden’in baskanliği döneminde devlet kurumları arasında gerekli derinlikte hukuka dayalı çözüm odaklı ortak toplantılar ile masaya yatırılması gerekiyor. Bunlar yapılırken de seçilecek bir “backchannel” üzerinden tüm bu konularda asil kararların önceden birlikte oluşturulması gerekiyor. Biden bu şekilde çalışma düşüncesine sahip. Biden, Obama döneminde birçok kritik konuda çalışmalarını arka planda non-paper yöntemiyle yaptı.

Biden ayrıca devlet akli ve kurumlarına önem veren bir kişi. Şimdiden güçlü bir ekip ile kurumların bozulan itibarlarının tamirine başlayacağını yakın çevresine söyledi. Dünya liderlerinin kendisiyle telefon ile veya yüz yüze görüşmelerinden  çok devletler arası kurumlar aracılığıyla çalışma ekipleri oluşturalım sorunları karsılıklı uzlaşarak çözüme ulaştırmaya calısalım diye düşünüyor.

5.Erdoğan ve Trump dostluğunu bilmeyen yok. Uzun zamandır da Türkiye- ABD ilişkilerinin yerini iki başkanın ilişkileri almıştı.  Biden-Erdoğan ilişkileri nasıl gelişir?

Iki lider arasındaki bu dostluk tabi ki son derece önemliydi. Ancak ABD’nin yönetim seklinde başkanın yetkileri cok kısıtlı. Dolayısıyla ABD başkanlarıyla kurulan dostluklar çok somut sonuçlar doğurmaz, eğer iliskiler kurumlar arasında iyiyse, ABD başkanıyla dostluk bunun üzerine çok daha verimli hale gelir.

Simdi Biden seçildi. Biden ile Erdoğan arasındaki iliskinin ayni şekilde son derece dostane süreceğini düşünüyorum. Biden hem Türkiye’yi hem de Erdoğan’ı yakınen tanıyan ve Erdoğan’ınyapısını çok iyi bilen bir kişi. Eminim iki ülke arasındaki farklılıkların düzelmesi için liderler arasındaki özel görüşmelere ek olarak paralelde kurumlar ve güvendikleri kanallar üzerinden de calışmalar başlatılmasını teşvik edecektir. Trump ile Biden arasında çalışma sekli acısından büyük bir fark var. Trump kendisinden bir şey talep edildiğinde ABD devletinin isleme tarzını dikkate almadan hallederim, bakalım deyip erteleyen bir kisiliğe sahip. Biden ise ABD kanunlarını çok iyi bildiği ve Baskanın tek başına halledemiyeceği konuları cok iyi bildiği icin sorunların gerekli devlet kurumları üzerinden görüşmeler üzerinden çözüme ulastırılmasını tercih edecektir.

Türkiye’nin bu aşamada Trump zamanında ABD’de calıstığı ekipten daha farklı ABD devlet akli yapısını iyi bilen bir ekip ile yoluna devam etmesi daha iyi olur kanısındayım.

 

6-Biden kazandığına göre, özellikle Rusya-ABD ve Türkiye-ABD ilişkileri nasıl bir değişim ve gelişim gösterir?

Biden’in kazanmasıyla birlikte, ABD’nin Rusya politikasında değisiklikler bekleniyor. Obama-Biden yönetimi hatırlarsınız hiç bir zaman Rusya’nin Kırım’ın bir bölümünü ele geçirmesini kabul etmemişti ve bu konuda Ukrayna’nin yanında yer almıslardı ve birçok Rus kurum ve işadamına  yaptırımlar gelmişti. Bu siyasetin artarak devam edeceği bekleniyor.

İkinci konu, 2016’da Rusya’nın ABD seçimlerine karışmasıyla ilgili iddialar ile ve olduğu söylenen belgeler ile bekletilen dosyanın çok detaylı açılacağını ve Trump-Rusya bağlantılarının olup olmadığı konularının yeniden ele alınacağını düşünmekteyim.

Putin’in ise yaptırımlar altında gittikçe kötüye giden Rus ekonomisiyle nasıl başedeceği ve böylesine bir mücadele ye ne kadar dayanacağı soru işareti. Yakın cevresinde yaptırım altındaki isadamlarının yaptırımlarını Trump ile olan dostluğuna dayanarak çözüme ulastiracağina inanması ama sonunda cözülememesi ile ilgili eleştiriler almakta.

Su anda trilyon dolar üzerinde para yaptırımlar altındaki oligarch’larin üzerinde ve dondurulmuş durumda, uluslararası ticarette kullanılamıyor. Bu konuda Putin’in üzerindeki baskı gittikçe artacak ve Putin’i zor günlerin beklediği düşünülüyor.

Türk-ABD iliskilerinde ise aradaki ana sorunların masaya yatırılması bekleniyor. Sorunların ele alınıp çözülmesine dayalı yeni bir 4 yılın baslayacağı düşünülüyor. Türkiye’nin yepyeni bir ekip ile Beyaz Saray hamlesine başlamasını tavsiye ederim.

 

7. Trump’ın Rus oligarklarla olan yakın ticari ilişkileri, Türkiye’nin Halkbank davasını nasıl günler bekliyor?

Trump’in Rus oligarchlariyla ilgili dosyası  çok geniş detayına burada girmek çok zor. Ancak kısaca sunu söylemekte yerinde olur ki, Rusya’da en tepede her birinde 70-100 milyar dolar olan 10 civarında büyük Oligarch, ve  30-40 civarında 20-30 milyar dolarlık küçük oligarchlarin olduğu söyleniyor. Bir coğunda hem Guney Kıbrıs hem de İsrail pasaportu da olan bu Oligarchlarin coğunluğu yaptırım altında ve Rusya, Ukrayna veya Orta Asya ülkelerinin dısına cikmalari bile sakıncalı, adeta paralarıyla ülkelerinde hapis hayatı yasamaktalar. Bu oligarch’lar, Trump’in yakın çevresine büyük paralar ödeyerek hukuki davalarından kurtulacaklarına inandılar. Aynen Rusya gibi zannederek, Trump’in bir telefonu ile Adalet bakanı üzerinden mahkemelere baskı yaparak hukuki davaların yok edileceği sözleri kendilerine verildi. Tabi hiç biri gerçekleşmedi. Yalnızca bolca para Amerikalı avukatlara ödediler. Bu oligarch’lara ABD devlet akli yapısını bilenler aman avukatlara para ödemeyin, bu paralarınız boşa gider, çözümler baksa şekilde olmalı  diyenlere de Oligarch’larinanmadılar . . Sonuçta büyük miktarlarda paralar sonuç getirmedi. ABD de biliyorsunuz adalet mekanizması değişik isliyor. Simdi secimi Biden kazandı, önünde hukuki davası olan Oligarch’larin önlerinde Trump’dan af alabilmek için az zamanları kaldı. İste simdi bu çalışmalar başlayacak.

Halkbank davası dosyası ise SDNY mahkemesinin görev alanında ve bekletiliyor. Bu dosyada henüz açıklanmayan çok detay olduğu konuşuluyor. SDNY mahkemesinin ABD Adalet bakanlığı ile ast üst ilişkisi yok. ABD Adalet bakanının bu mahkemeye karar verdirme yetkisi yok.

Bu konuda da mahkeme ile ilişkili bazı girişimlerin yapıldığı, hatta Halkbank ile gayri resmî kanal üzerinden konuşma yolunun denendiği ama dikkate alınmadığı konuşuluyor. Simdi Biden başkan olmasıyla ve bu dava dosyasının bekletilme döneminin bitmesi ve davaya tüm ciddiyetiyle devam edilmesi bekleniyor. Türkiye su aşamada ne yapmalı diye sorarsanız, derhal ilk mahkeme teklifini getiren kanallar aranıp bu dava dosyasının ele alınması sağlanmalı.

8. Bir başka yoruma göre; ‘ABD seçimlerini küreselciler kazandı yani devletler kaybetti, şirketler kazandı’ yorumuna ne dersiniz?

Doğru bir yorum olabilir. Cumhuriyetçiler, ABD seçimlerinde küreselcilere karşı mücadele verildiğine inanıyorlardı. Demokratik partiyi bu küreselcilerin bir uzantısı olarak görmektelerdi. Bu düşünceye göre ABD seçimlerini liberal küreselciler ve liberal sermaye şirketleri kazandı denmekte. Devletler derken devletlerin içinde de devletler çıkmasını ve birlikteliklerin bozulmasını da planlamaktalardı. İlk adım İngiltere’nin AB den ayrılması, sonra AB’nin bölünmesi, sonra ulkelerde kutuplaşmaların oluşması, örnegin İtalya, Fransa, Avusturya da başlayan calışmalar. Gelecekte Almanya’nin katolik ve Protestan olarak ikiye bölünmesi düşüncesi vs gibi konular muhafazakar kesimin konuşmaları arasında yer almaktaydı. Biden’in kazanması ile tüm bu çalısmaların ertelenmesi söz konusu. Biden’in kazanmasıyla birlikte AB şimdiden yeniden bir araya gelip ortak kararlar alma yoluna ağırlık verecektir. Ayrılıkçı partilerin yerine birleştirici partiler on plana çıkacaklardır.

 

9.İlk kez 70 yaş üstü iki aday ABD Başkanlığı için yarıştı. Biz biliyoruz ki , ABD’de esas adamlar başkan yardımcılarıdır. Kamala Harris için de özel biri olduğu ve çok stratejik olarak seçildiği söyleniyor. Ne dersiniz? Ki, Biden’ın kampanyası boyunca da Harris-Biden kampanyası şeklinde lanse edilmesi dikkatlerden kaçmadı.

Kamala Harris çok özel seçilmiş birisi. Etik düzeyi ve eğitim düzeyi çok yüksek. Birleştirici özelliği var. Azınlık psikolojisini bizzat yasadığından dolayı azınlık problemlerine hakim bir kisi. Türkiye’nin kendisiyle ve özellikle ekibiyle çok özel stratejik boyutta, yepyeni bir ekip oluşturarak ilişki geliştirilmesi gerekiyor. Bugüne kadar iki ülke ilişkilerine soyunan kisilerin ortaya somut bir basari getirmediğini bilen Kamala Harris ve ekibinin yine ayni kisileri karsılarında görmek istemediklerini düşünüyorum. Biden’in en kısa surede Kamala Harris’e cok önemli görevleri yükleyip büyük sorumluluklar vereceği konuşuluyor. Aslında Kamala’nin Biden’in çevresindeki iyi eğitimli kesim ile şimdiden ortak akil çerçevesinde calışmalar yaptığı da biliniyor. Her ikisinin de ilk olarak Covid-19 konusunun çözüme ulastırılması için özel bir ekip olusturacaklarını düşünüyorum. Daha sonra da ABD-AB iliskilerinin iyileştirilmesi. Dunya Sağlık Örgütü ve Iklim değisikliği ile ilgili Trump’ın cıktığı uluslararası kurumlara yeniden girilmesi ilk atılacak adamlar arasında.

 

10.Dünya ve bölge politikalarının Biden ile nasıl değişeceğini ön görüyorsunuz?

Biden’in kazanmasıyla birlikte, Dünya ve bölge politikalarında değisiklikler bekleniyor. Öncelikle Rusya ile olan ilişkilerin değişmesi bekleniyor. Avrupa’daki mülteci karsıtlığı ve bunu destekleyen milliyetçi ayırımcı siyasi partileri zor günler bekliyor. Örneğin İtalya’da Trump 2020 şapkasıyla dolasan Salvini gibi siyasi liderlerden söz ediyorum. Daha barış yanlısı, dinlere saygılı Avrupa normlarına uygun iktidarların desteklenmesi bekleniyor.

İngiltere’de Brexit surecine bundan sonra ABD desteğinin olacağını sanmıyorum  Tam tersi ABD-AB ilişkileri daha ciddi geliştirilmeye çalışılacak.  Suriye, Libya, Orta Dogu, Afghanistan, Irak konularında değisiklikler bekleniyor. Filistin konusunda iki devletli cözüm önerisi yeniden gündeme gelecektir. Trump’ın çıktığı uluslararası kurumlara yeniden girip ABD nin eski aktif röülünü alması bekleniyor.

Iran ile iliskilerde daha yumuşak adımların atılacagini bekliyorum.

Israil ile olacak iliksiler çok önemli. Netanyahu ile Biden iliskilerini yakından takip etmemiz gerekecek. Israil’deki Liberal devlet aklinin siyasete daha aktif katılması bekleniyor. Bu konuda Netanyahu hem hakkındaki hukuki davaları atlatmak için, hem de siyasi hayatini sürdürebilmek için mutlak kez bir orta yol bulmaya çalısacaktır.

 

11. Son olarak Türkiye-ABD ilişkileri bundan sonra nasıl olmalı? Nasıl gelişir ve değişir?

Biden’in secilmesiyle, öncelikleTrumpdoneminde ikili iliskilerde arada olan kisilerin hem Turkiye hem de ABD tarafının tümüyle değiştirilmesi gerekiyor. ABD devlet akli calışmalarına girebilen kisiler Türkiye tarafında bugün itibariyle yok.

Turkiye, ABD icin cok önemli müttefik. Türk Silahlı Kuvvetleri NATO üyesi ve NATO’nun ikinci büyük ordusu. Amerika  acısından Türk Silahlı Kuvvetlerinin önemi büyük. Bu hiç bir iktidar zamanında değişmez. İiskilerin her zaman daha iyiye gitmesi icin her iki tarafta elinden geleni yapacaktır. Turkiye ve ABD’nin siyasetlerindeki farkliliklari biliniyor. iste bu farklılıkların giderilmesi konularında çalışmalar için şimdiden düşünülmeye başlanması gerekiyor. Ancak bu konuda kaynakların çok dikkatli değerlendirilmesi calısmalara da sesizce hemen başlanması gerekmektedir.   Dıs politika alanında atılacak adımların daha koordineli olacağını düşünüyorum.

 

12. Suriye politikası ve pkk ya bakış açısında değişiklik olabilir mi?

Öncelikle sunu söylemek gerekiyor, PKK ABD devletinde terörist listesinde yer alıyor. PKK’ya bakış açısı değişmez.

Biden,  Suriye’den ABD ordusunun çekilmesiyle yaratılan boşluğun Esad ve Rusya tarafından doldurulmuş olmasından memnun değil. Bu konunun mutlaka ilk resmî görüşmelerde ele alınacağını düşünüyorum. Kuzey Irak Kürtleriyle olan ilişkiler hatırlarsanız Obama-Biden döneminde yeniden kurulmuştu. Türkiye için ekonomik açıdan son derece kazançlı bir iliskiydi. Trump zamanında soğuyan bu iliskilerin yeniden canlanıp ekonomik açıdan Türk firmalarının onunu acacağını düşünüyorum. Suriye’nin kuzey bölgesinin yeniden inşası konusunda Biden ile birlikte Türkiye’nin yepyeni programlar yapacağına inanıyorum.

 

Biden, Obama döneminde baksan yardımıcısıyken Suriye ve Irak politikalarında aktif rol oynadığından dolayı, başkan olduktan sonra aynen bu calısmalarına devam edecektir  ve Türkiye ile Suriye ve Iraklı Kürtler  arasında başta ekonomik iliskilerin geliştirilmesi ve silahlı çatısmaların olmamasına yönelik çalısmalara öncelik verecektir. Eylül 2016 yılında Türkiye ile birlikte hazırlanan Kürtler ile iliskiler konusundaki planın yeniden gündeme geleceğini düşünüyorum.

Kaynak: ABD Seçimleri Yeni Dönemi Nasıl Şekillendirecek? N Gazete Sordu Kaan Soyak Cevapladı

Visits: 259